***

aşk , love, güller, rose
Resim yazısı ekle
Elinde tuttuğu gazetedeki bir makaleyi okurken duyduğu ses onu kendine getirdi . Yirmili yaşlardaki bir genç yanındaki kıza “Seni seviyorum” diyordu , durağın önünden geçerken . Kızda ona “Biliyorum” diye karşılık veriyordu . O anda gözlerindeki ufak bir ışıltı uzaklara doğru , kadının yosun tutmuş , fosilleşmiş anılarına doğru yol almaya başladı . “Seni seviyorum” diye bir fısıltı çıktı ağzından . En son ne zaman duymuştu onun ağzından o iki kelimeyi . Yıllar önceydi , yaklaşık yirmi sene önce , üniversitede okumaya başladığı ilk sene . O zamanlar daha on dokuz yaşında gencecik. Bir kızdı . Ve bir gün hiç beklemediği bir anda karşısına o çocuk çıkmıştı . İlk başta çocuk ona sevgisini belli etmeye çalışmış o ise bu sevgiden kaçarak kendini unutturmayı denemişti . Ama en sonunda çocuk bir gün onu telefonla arayıp “Seni seviyorum Yeliz” deyip telefonu yüzüne kapattığında anlamıştı başaramadığını . İlk o zaman duymuştu o iki kelimeyi Metin ‘ den . Birkaç gün sonrada buluşmaya başlamışlardı . Gülmeye başladı Yeliz . İlk buluşmaları gelmişti aklına . Nerdeyse kahkaha atacaktı . Usulca etrafına baktı . Ammada kalabalıktı durak . Rezil olacaktı nerdeyse .Ama o kadar komikti ki ilk buluşmalarındaki ilk konuşmalar . kendisini kız yurdundan almış ve beraber yürümeye başlamışlardı . Önce bir suskunluk devresinden sonra Metin başlamıştı konuşmaya
“Eeee hayat nasıl gidiyor”
“ İyi , ya seninki”
“İyiii. Derslerin nasıl”
“İdare eder , ya seninki”
“İdare eder . Kızlar nasıl” ve böyle bir süre uzayıp giden bir diyalog . İlk o gün başlamıştı “Seni seviyorum” demeye . Sonra buluşmaları devam etmiş ve her seferinde defalarca “Seni seviyorum” demiş , kendiside “Biliyorum” diye karşılık vermişti . Ama bir süre sonra korkmaya başlamıştı . Metin İstanbul’da kendisiyse Antalya’da oturuyordu . “Ya Metin’ i ölesiye severde ve okul bitip herkes kendi memleketine döndüğünde beni unutursa ve yaralı kalbimle beraber öylece ortada kalırsam” diye kendini zifiri bir karamsarlığa sürüklemeye başlamıştı . Bu yüzden Metin ‘ e karşı kalbini sıkı sıkıya kapattı . Birden Metin’ in yazdığı şiirler geldi aklına sonra ikisinin hayalleri . O , bir gün ünlü bir yazar olabilmeyi , kendiside ikinci bir üniversite daha okuyup bir iş kadını olabilmeyi hayal ediyordu . Metin hayallerine Yeliz ‘ ide ekliyordu ama Yeliz ‘ in hayallerinde Metin ‘ e yer yoktu . Sonuçta her ikiside hayallerini gerçekleştirdi . Yeliz başarılı bir iş kadını olup Ankara ‘ ya yerleşti , Metin ‘ de ünlü bir yazar oldu . Kitapları yok satıyor , ayrıca bir ekonomist olarak makaleleri gazetelerde yayınlanıyor , televizyonlarda yorumculuk yapıyordu . Yine şiirler geldi aklına . Metin ‘ in birde şiir kitabı yayınlanmıştı . Ama başka bir şiir kitabı yayınlanmamıştı . Kendisinden sonra şiir yazmamış mıydı acaba ? Ne kadarda uğraşmıştı Metin , Kalbindeki o kilidi açabilmek için . Ne kadar çabalamış , didinmiş , nasılda çırpınmıştı . Ama kendisi bir türlü buna izin vermemişti . Çünkü gelecekteki mutluluğu için gerekliydi bu ve başarmıştı da . Şimdi özgürdü , iyi bir mevkisi , bol parası ve lüks bir hayatı vardı . O mutlu bir kadındı . “Gerçektende mutlu muyum” diye düşündü . Dudaklarında beliren ufak bir tebessümle beraber “Hayır” dedi kendi kendine . Yıllarca tek başına mücadele etmişti hayatla . Çok zor günler geçirmiş ve hepsinin üstesinden gelmişti . Ama her zaman ona destek olacak birine ihtiyaç duymuştu . Ağladığı zamanlar bir omuz , güldüğünde kendisine karşılık verecek bir yüz , dertlerini , kederlerini , sevincini paylaşacak biri , her zaman yanında olacak bir insanın eksikliğini hissetmişti . Para , mevki , iyi bir hayat veya diğerleri kendisini mutlu etmiyor , sadece egosunu tatmin etmesini sağlıyordu . Çok istediği özgürlüğünün maliyeti yalnızlık olmuştu . Nerede biteceği belli olmayan ve biteceğini de pek sanmadığı o hain yalnızlık . “Kader” diye düşündü . Belki de yıllar önce kendi kaderini kendi yazmıştı . Ve belki Metin ‘ in kaderini yazan kalemi de kendi ellerinde tutmuştu . Şimdi ne yapıyordu acaba ? Arada bir arardı , Çok enderde olsa arardı . Halini hatırını sorar , birazda havadan sudan bahsederlerdi . Metin’ in her telefon edişinde içten içe onun eskisi gibi seni seviyorum demesini beklerdi . Ama ne yazık ki söylememişti . En son Metinden ayrılırken “Seni seviyorum” demişti . Bir ara Metin evlenmiş ama kısa bir süre sonra boşanmıştı . oda bu hayat yolunda yapayalnızdı .
Yeliz bir anda her tarafı inleten bir gök gürültüsüyle kendine geldi . Saatine baktı ve “Neden bu otobüsleri beklediğin zaman gelmezler” diye düşündü . Başını yana çevirdiğinde biraz önceki kızla çocuğun yanında oturduklarını farketti . Çocuk kıza yine “Seni seviyorum” demiş , kızda ona “Biliyorum” diye karşılık vermişti . “ Metin “ dedi kadın bulutlara bakarak ve bulutlarla beraber ağlamaya başladı . O Metine ağlıyordu , bulutlarsa ona . Tekrar elindeki gazeteye baktı . Bir makalenin altındaki ismi tekrarlamaya başladı .”Metin Erdem” O anda çalan telefonu çantasından çıkardı . Metin yazıyordu telefonun ekranında . Hemen telefonu açıp duraktaki insanlara aldırmadan “Seni seviyorum” diye bağırdı kadın . “Özür dilerim” dedi ağlamaklı bir tonla telefondaki ses . “Ben Metin ‘ in arkadaşıyım .Onun son isteği sizi sevdiğini söylemem oldu . Başımız sağolsun Metin ‘ i kaybettik . Kadın Metin ‘ e ağlıyordu , bulutlar kadına , Metinse kaderine ağlıyordu .

NİSAN 2003

Leave a Reply

    Blogger news

    Blogroll

    About